Savaş Ay’ın Melis Cangüler ile söyleşisi

Kategori / Tarih tarih 6 Nisan 2012 kategori Blog | 0 yorum

Savaş Ay’ın Melis Cangüler ile söyleşisi

24 Ekim 2010, Pazar  Takvim Gazetesi
SAVAŞ AY

Eskimo’ya buz satan kız

Melis Cangüler uluslararası çapta yetenekli ve ünlü bir dansçımız. Yaşam boyu kazandığı başarılar arasında öyle bir şey var ki, yazıma bu başlığı attırttı.
Olmaz deneni başarmış çünkü Melis. “Eskimolara buz satıyor” deyişini hak edecek şekilde. İspanya’da, İspanyollara Flamenko öğretiyor iyi mi?
Bunu nasıl kotardığını anlatırken çok da mütevazı.
Diyor ki; “Daha çocukluk yıllarımda klasik bale eğitimi aldım.
Sonra çok alakasız gibi görünen bir fakülteyi, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünü bitirdim. 7 yılım Koç, Sabancı ve Nova Reklamcılık gibi dev şirketlerde tasarımcılıkla geçti. İş hayatıma başladığım da hobi olarak dans etmeyi de sürdürdüm. Ne zamanki flamenkoyla tanıştım büyülendim onun felsefesine.”

Lokantada
– Büyülenince ne yaptın peki?
– Profesyonel olarak çalışmaya başladım ama ucu bucağı olmayan bir umman gibi Flamenko.
- İlk dans gösterin neredeydi?
- (gülüyor) Lokantada.
- !!!!!
- “Venta Del Torro” adlı bir İspanyol Lokantası’nda dans ederek başladım yani.
- İspanyollara ders verecek kadar nasıl ilerledin, uzun uzun anlat harika bir şey çünkü bu.
- 2004′te Madrit’e “Avrupa Birliği Projesi ( Leonardo da Vinci Projesi)” kapsamında burslu olarak gidip eğitim aldım önce. Dünyaca ünlü Flamenko sanatçısı olan Eva La Yerbabuena ile çalışma fırsatım oldu. Orada öğrendiklerimi Türkiye’de hem tatbik ediyor hem de öğrencilerime öğretiyordum.
2005′ti… İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sergilemiş olduğu Carmen eserinde sezon boyu Flamenko dansçısı olarak görev aldım. 2007 yılından bu yana da Ankara’da kurulu “Mavisiyah Flamenko Topluluğu”nun dansçısıyım.
- Türk-Japon Vakfı Musiki Korosu’nun “Endülüs’te Raks” parçasında dans ederken seyrettim seni. Ahali ayakta alkışlıyordu valla - Elimden geleni yapıyorum Savaş Abi. Sonrasında İrlanda Kültür Merkezi, İstanbul Üniversitesi, Bilgi üniversitesi, Gahraman Nasirov Uluslararası Sanat Merkezi, Mim Sanat Merkezi, Fazil’s Studio NYC eğitim verdim çok öğrencime. Şimdi “Flamenko Ankara Derneği”nde hocayım.

Bir ateş
– Sormayı unuttum.
Büyüledi demiştin ya, nasıl oldu Flamenkoyla tanışman?
- İstanbul’a İspanyol Nasyonel Balesi geldi onları izledim. Orada bir ateş düştü içime ve büyüdü.
Duydum ki bir kurs açılmış.
Hemen katıldım ve eleme sınavını geçip başladım macerama.
- Dans ederken kendinden geçiyorsun adeta Melis.
- Aynen. Dış dünya, gerçek yaşam, sıkıntılar hiçbir şekilde aklıma gelmiyor.
- Hala İspanyol öğrencilerine gelemedik.
- İspanya bu işin merkezi elbette. Bu nedenle her fırsatta oraya gidip en ünlü Flamenkocularla tanışıp çok şeyler öğrendim onlardan. Bu yıl Sevilla Flamenko Bienali’ne katılınca doruk yaptım kendi çapımda.

- Ne oldu doruklara çıktın?
- Aylar öncesinden internetten biletlerimi aldım ve doya doya Flamenko izledim. Açılışı harika sesiyle boğa güreşlerinin yapıldığı arenada Toros de la Real, Maestranza’da. “Historias de Viva Voz” adlı konseriyle Miguel Poveda yaptı. Gösteriler yoğunlukla Teatro Maestranza, Teatro Lope de Vega, Teatro Central, Teatro Alameda’da gerçekleşti. Tiyatroların büyüleyici atmosferi ile Flamenko’nun hüzünlü, neşeli, tutkulu, ateşli sanatı birleşince tadına doyulamayan anlar, saatler, günler yaşandı. Bienalde pek çok ünlü sanatçı yer aldı. Ben bir dansçı olarak daha çok dans gösterilerine gitmeyi tercih ettim. Hayran olduğum dansçılardan birçoğu bu bienalde dans etti. Eva Yerbabuena, Rocio Molina, Pastora Galvan, Concha Jareno, Andres Marin, Jose Maya,Javier Baron,Antonio Canales ( konuk sanatçı) Farruquito’yu izleme fırsatını buldum. İki müthiş eğitmenle tanıştım ve her gün 4′er saat ders aldım.

- Hep öğrenirken nasıl oldu da öğretmeye başladın?
- İspanyol olup da Flamenko bilmeyenler de var elbette. İşte onlara ekonomik ve başlangıç kursları veriyorum. İspanya’da da benden etkilenip ders alanlar var, Türkiye’de yaşayan İspanyollardan da. Bir yandan öğretmenim diyorum ama Flamenko bu, on yıllar da geçse hep öğrenci kalırsın.
Okyanusta yüzmek gibi anlayacağın Savaş Abi.